Edirne Salaşları

EdirneDr. Rıfat Osman
Güncelleme:

Türk Dil Kurumu’na göre, Salaş, "Derme çatma bir biçimde kurulmuş, eğreti dükkân" anlamına gelir.

Edirne’de, Tunca, Meriç ve Arda nehirleri kenarında, ilkbahardan başlayarak mevsimin uygun olduğu günlere kadar, dinlenmek ve eğlenmek isteyenleri ağırlayan kır kahveleri bulunurdu. Bu mekanlara “salaş” denirdi.

Salaşlar; ağaçları, çimenleri, yabani bitkileri, kır çiçekleri ve çevresini saran nehirleriyle birer köy büfesini andırırdı. Müşterilerine temiz bir hizmet sunmaya özen gösterir, alaturka ve alafranga müziklerin buluşma noktası olarak öne çıkardı.

Sarayiçi Salaşları

Edirne Sarayı’nın tamamen yıkılmasından sonra, sarayın has bahçeleri (Sarayiçi) Tunca Nehri kıyılarında, yaz aylarında, direkler üzerinde inşa edilen salaşlarla dolmuştu. Bu salaşlardan alınan vergiler önce Edirne Bostancılar Ocağı’na giderken, 1810 yılında bu sistem kaldırıldı. Daha sonra, bu salaşlar Mart ayının ilk gününden itibaren belediye tarafından kiraya verilmeye başlandı.

  • Saraçhane Köprüsü yakınlarındaki salaşlar, yaz akşamlarında avcıların buluşma noktasıydı. Avcılar köpekleriyle birlikte buraya gelir, sohbet ederlerdi.
  • Kanuni Köprüsü yakınlarında, Tunca Nehri’nin sol kıyısında iki salaş, Saraçhane Köprüsü’nün son kemeri yanında ise küçük bir salaş daha bulunurdu.
  • Yalnızgöz Köprüsü yakınlarında üç salaş vardı. Bunlardan birine “Tungarta” denilen altı düz sal şeklindeki kayıkla geçilirdi.

Bu salaşların sahibi veya kiracıları, müşterileri çoğunlukla Hristiyanlardan oluşuyordu ve buralarda içki servisi de yapılırdı. Yapıları ahşap değil, kalıcıydı. Ancak, kış başında kapatılıp yaz aylarında yeniden açılırlardı.

Restore

Resim 1: Saraçhane Köprüsü - Meriç Nehri ve kıyısındaki salaş
Resim 1: Saraçhane Köprüsü - Meriç Nehri ve kıyısındaki salaş

Yeni İmaret ve Mihalbaşı Salaşları

  • Yeni İmaret’te, Sultan II. Bayezid Camii karşısında, Tunca Nehri kenarında Rüstem Paşa Salaşı bulunurdu. Bu salaşın bir de sebze bahçesi vardı.
  • Mihalbaşı Salaşları, halkın cazibe merkezi haline gelmişti. Salaş sahipleri, müşteriler için küçük köprüler yaptırarak ulaşımı kolaylaştırmıştı.

Gazi Mihal Salaşları

Gazi Mihal Köprüsü’nün Yıldırım tarafında, üstü kiremit kaplı ahşap salaşlar bulunuyordu. Rum ve Ermeni işletmecilerin yönettiği bu salaşlar, Kaleiçi’nde yaşayan Hristiyan aileler tarafından tercih edilirdi. Bu mekanlar, içkili kır kahveleri olarak hizmet verirken, hafta sonları ince saz takımları eşliğinde sanat performansları düzenlenirdi.

Dârülhadis Salaşları

Dârülhadis Camii’nin ilerisinde, Tunca Nehri kenarında üç salaş daha vardı. Bu salaşlara Manyas Salaşları veya Dârülhadis Salaşları denilirdi. Yaz-kış açık kalan bu salaşların kalıcı binaları bulunuyordu. Müşterileri genellikle çevrede yaşayan Musevi ailelerdi. Haftanın belli günlerinde ince saz takımları da buralarda sahne alırdı.

Kasım Paşa Camii’nin yanında, yaz-kış açık olan Sait Bey’in (Güllü) salaşı yer alıyordu. Burası aynı zamanda bir kahvehaneydi.

Caminin iki yanında ise Çıkrıkçıların Hasan Ağa’nın işlettiği Kasımpaşa Salaşı bulunurdu. Bu salaş, aynı zamanda balıkçıların uğrak noktası olan bir kahvehaneydi.

Kıyık’ta Kavaklıbaşı denilen bölgede, yaz aylarında Kavaklıbaşı Salaşı açılırdı.

Balkan Savaşı’ndan önce Edirne’de, yaz mevsiminde bağlar ve bahçeliklerin dışında, her sınıftan insanın akşamları ve tatil günlerinde eğlenip dinlenebileceği 21 kır kahvesi ve salaş bulunuyordu.

Ancak, nehir kıyılarına sedlerin yapılması, Balkan Savaşı ve ardından gelen savaşlar ile işgallerin yarattığı sosyal ve ekonomik değişim nedeniyle bu salaşlar zamanla yok oldu.

Günümüzde Salaşlar

Bugün, Meriç Nehri kenarında sosyal tesisler, kafeler ve restoranlar bulunuyor. Tunca Nehri kenarında ise, salaş diyebileceğimiz, iki kafe hala günümüzde varlığını sürdürüyor.

Kaynaklar

  1. Kazancıgil, R., Gökçe, N. Tosyavizade Dr. Rıfat Osman’ın Kaleminden Edirne. Edirne, 2013.
  2. Kazancıgil, R. Edirne’den Renkli İzler. Edirne, 1997.
  3. Özendes, E. Osmanlı’nın İkinci Başkenti Edirne. 1. Baskı, Yem Yayınları, 1999, s. 87.