Tarihte Edirne’nin Ünlü Bahçeleri ve Mesire Yerleri
Edirnelilerin gezi ve eğlence yerleri, mevsimlere göre değişiklik gösterirdi. Havaların ısınması ve doğanın canlanmasıyla birlikte yeşillenen kırlara çıkılırdı. Hıdırellez’de Sarayiçi’ne gidilir, ilkbaharın gelişiyle birlikte Meriç ve Tunca nehirlerinin kenarındaki dolaplı bahçelere geziler başlardı.
Halkın gittiği bahçeler arasında iki ünlü bahçe öne çıkıyordu: İskender Çelebi ve Hanım Saraylı bahçeleri.
İskender Çelebi Bahçesi: Kanuni Sultan Süleyman’ın defterdarlarından İskender Çelebi’ye ait olan bu bahçe; kasırları, havuzları, düzenli bahçeleri, meyve ağaçlarının çokluğu ve çeşitliliği ile ünlüydü. Günümüzde "İskender Köy" olarak bilinen yer, bu çiftliğin bir parçasıydı.
Hanım Saraylı Bahçesi ise Sultan II. Bayezid Camii’nin karşısında ve Tekgöz Köprüsü’nün yanında, Tunca Nehri içindeki bir adadaydı1. Bu bahçe, yalnızca kadınlara ayrılmıştı ve "Hoş Elhan" adlı bir Edirneli kadına aitti.
Bunların dışında, “Mihal Gazi Bahçesi” bulunuyordu. Bu bahçe, adını taşıyan köprünün başında yer alıyordu.
Edirneliler, salatalık mevsiminde Tunca ve Meriç nehirlerinin birleştiği Bülbül Adası, Kasımpaşa Burnu ve Kirişçiler Adası gibi yerlere gider, dut mevsiminde ise nehir kenarındaki dut bahçelerinde vakit geçirirlerdi. Bu yerlere arabalarla ya da kafileler halinde yürüyerek ulaşılır, Tunca kıyısındaki ağaçların gölgesinde dinlenilirdi.
“Tuncalık” adı verilen, Saraçhane Köprüsü ile Bayezid Camii arasındaki Tunca Nehri kıyıları da Edirnelilerin tercih ettiği mesire yerleri arasındaydı(2).
Bağlara Gidiş
Havalar iyice ısınıp Edirne’nin kurak ve sıcak günleri geldiğinde, nehir kenarındaki bahçeler yerine serin rüzgarların estiği yüksek arazilerdeki bağlar tercih edilirdi.
Kasırların Bahçeleri
Sıcakların artmasıyla halk, esintili Edirne tepelerine gezilere çıkardı. Bu gezilerden biri de Hıdırlık, Yıldız ve Buçuktepe kasırlarının bahçelerine yapılırdı. Şehrin yüksek kesimlerindeki bu kasırlar, 1717’den sonra genellikle boş kalmış ve Edirne Bostancıbaşıları Ocağı, gelir elde etmek amacıyla kasırların koruluklarını halka açmıştır.
Sadrazam Amcazade Hüseyin Paşa’nın 1698 yılında yaptırıp Sultan III. Mustafa’ya armağan ettiği Buçuktepe Kasrı, rüzgara açık olması ve şehre hakim manzarası nedeniyle halkın sıcak havalarda sıkça ziyaret ettiği bir yerdi.
Buçuktepe’nin yakınında, II. Rus Savaşı sırasında yıkılan Yıldız Kasrı’nın bahçesi ise kiraz ağaçları ve kaliteli kirazlarıyla ünlüydü.
Sonbahar geldiğinde ise halk, Sarayiçi’nde mevsimin güzelliklerini asırlık ağaçların altında izlerdi1.
Diğer Mesire Yerleri: Reşadiye ve Maarif Bahçesi
Edirne halkının gittiği diğer mesire yerleri arasında Reşadiye ve Maarif Bahçesi de bulunuyordu.
1905 Kaleiçi yangını sonrası semtin yeniden düzenlenmesi sırasında Dilaver Bey’in önerisiyle Belediye Başkanı Fuat Bey tarafından ağaçlandırılan Reşadiye Bahçesi’ne bir gazino ve sinema yapılmıştır. Cumhuriyet döneminde bu bahçe “Cumhuriyet Bahçesi” adını almış olup, günümüzde çay bahçesi ve çocuk parkı olarak kullanılmaktadır.
Maarif Bahçesi ise, saat kulesinin yanında, tiyatro binasının çevresinde kurulmuştu(2).
Sonuç
Tunca ve Meriç nehirlerinin taşkınlarını önlemek amacıyla yapılan setler, durgun su birikintilerine ve bataklıkların çoğalmasına yol açtı. Bunun sonucunda halkın severek gittiği bu mesire yerleri zamanla gidilmez oldu. Balkan Savaşı, işgaller ve Kurtuluş Savaşı’nın ardından bu bahçeler de yok olmuşlardır.
Sarayiçi, bugün de halkın gittiği bir mesire yeridir. Kasırlara ve bahçelere gelince, ne yazık ki bunlardan günümüze hiçbir eser kalmamıştır. Tunca ve Meriç nehirlerinin kenarları hala halkın severek gittiği yerler olmaya devam etmekte, bu nehirlerin taşkınlarını önlemek için çalışmalar ise sürmektedir.
Kaynaklar
- Kazancıgil, R., Gökçe, N. Tosyavizade Dr. Rıfat Osman’ın Kaleminden Edirne. Edirne, 2013.
- 2000 yılında Dr. Saadet Yardım ve Dr. Ratip Kazancıgil ile yapılan görüşmeler.
- Tosyavizade Dr. Rıfat Osman. Edirne Rehnuması. Çev: Dr. Ratip Kazancıgil, 1. Baskı, Edirne, 1994.
- Özendes, E. Osmanlı’nın İkinci Başkenti Edirne. 1. Baskı, Yem Yayınları, 1999, s. 80.
Notlar
- Sultan II. Selim, bu ada ile şehir arasına Tek Göz Köprüsü adıyla bir köprü yaptırmıştır. Rıfat Osman Bey, bu bölgenin doğusundaki büyük parçanın ‘Hanım Saraylı Bahçesi’, batısındaki kısmın ise ‘Deliler Mezarlığı’ olarak tanındığını ve geçen zaman içerisinde ne bahçenin ne de mezarlığın kaldığını, her ikisinin de parçalara ayrılarak satılmış olduğunu yazmaktadır.↩