Cumhuriyetin Kadınları Gelibolu Yarımadasında – Şehitliklerde
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Edirne Şubesi, “Cumhuriyetin Kadınları Atatürk’ün İzinde” projesi etkinliklerine bir yenisini ekleyerek, 1973 yılında “Gelibolu Yarımadası Tarihi Millî Parkı” ilan edilen Gelibolu Yarımadası’na bir ziyaret gerçekleştirdi.
11 Nisan 2026 Cumartesi günü, TÜKD Edirne Şubesi Başkanı Vildan Yazıcı’nın başkanlığında, Trakya Üniversitesi Turizm Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Gülsel Çiftçi’nin rehberliğinde; üyelerin, bursiyerlerin ve bağışçıların katılımıyla, Çanakkale Savaşlarının yaşandığı Gelibolu Yarımadası’nda anıtlar, şehitlikler, tabyalar, kaleler ve müzeler ziyaret edildi.
Namazgâh Tabyası Müzesi
11 Nisan 2026 Cumartesi sabahı saat 07.00’de Edirne’den yola çıkan grup, Eceabat’a doğru ilerlerken önce sargı (yaralı bakım alanı/hastane) tabyası1 olan Akbaş Şehitliği’ni, ardından Fatih Sultan Mehmet tarafından boğazın güvenliğini sağlamak amacıyla yaptırılmış Kilitbahir Kalesi’ni uzaktan gördü.
İlk ziyaret noktası, Çanakkale Boğazı’nın en dar yerine yapılmış büyük bir tabya olan ve günümüzde müze olarak kullanılan Namazgâh Tabyası oldu.
Girişte tabyanın büyük bir maketinin bulunduğu müzede, panolar ve görseller aracılığıyla 18 Mart 1915’te ve sonrasında yaşananlar hakkında bilgiler verilmekte; kurulan ses düzeni ile tabyalar arası haberleşmenin nasıl sağlandığı canlandırılmaktadır. Ayrıca, 18 Mart Çanakkale Deniz Savaşlarının anlatıldığı bir video gösterim odası da bulunmaktadır.
Seyit Onbaşı Anıtı ve Şahindere Şehitliği
Seyit Onbaşı Anıtı’nın bulunduğu alan, cepheye yakın, korunaklı, ağaçlık ve sulak bir yer olması nedeniyle muharebeler sırasında sargı yeri (hastane) olarak kullanılmıştır. Burada tedavi gördükleri sırada şehit düşen askerlerimizin defnedilmesiyle oluşturulan Şahindere Şehitliği ziyaret edilmiştir.
1915 Hilal-i Ahmer Hastanesi Müzesi
Alçıtepe Köyü’nde yer alan 1915 Hilal-i Ahmer Hastanesi Müzesi’nde, Çanakkale Savaşları sırasında cephe gerisinde Hilal-i Ahmer (Kızılay) tarafından kurulan hastaneler ve burada verilen sağlık hizmetleri canlandırılmaktadır.
Hastane alanında siperler, ambar, çayhane, etüv makinesi, kayıt ve ilk müdahale çadırları, revir çadırı, hayatını kaybeden askerlerin tutulduğu “gölgelik” alanlar, kağnı, su taşıyan saka eri ve atlı ambulans yer almaktadır. Hastane binasında ise laboratuvar, ameliyathane, diş polikliniği ile kadın, erkek ve çocuk bölümleri mankenlerle canlandırılmıştır. 1915 yılı sağlık hizmetleri ve savaş cerrahisi tüm yönleriyle etkileyici biçimde anlatılmaktadır.
Çanakkale Anıtı, 57. Alay Şehitliği, Anzak Koyu, Türk ve Anzak birliklerinin karşılıklı tüneller kazarak lağım savaşları yaptığı Kanlısırt, göğüs göğüse çatışmaların yaşandığı Yalnızçam ve Mustafa Kemal’in göğüs cebindeki saatine isabet eden şarapnel parçasıyla hatırlanan Conkbayırı ziyaret edilmiştir.
Bu alanlarda yaşananlar, Doç. Dr. Gülsel Çiftçi’nin anlatımlarıyla adeta gözlerimizin önünde canlanmış; yalnızca cephede değil, cephe gerisinde yaşananlar da detaylarıyla öğrenilmiştir. Özellikle cepheye gelen küçük çocukların “su taşıma” görevi verilerek ateş hattından uzak tutulmaya çalışılması dikkat çekici bir ayrıntı olarak aktarılmıştır.
Bigalı Köyü
Son durak, 19. Tümen karargâhı olan ve Atatürk’ün 57. Alay ile birlikte 19 Nisan 1915’e kadar kaldığı Bigalı Köyü olmuştur.
Köyün sokakları girişten itibaren Türk bayrakları ile donatılmıştı.
“Atatürk Evi ve Müzesi” olarak düzenlenen evi ziyaret etmek istedik; ancak saat 19.00 olduğundan müze kapalıydı.
Köy sokaklarında yapılan kısa gezinin ardından kahvehanede içilen çaylar eşliğinde bu sakin ortamın verdiği huzur hissedildi. Ardından Edirne’ye dönüş için yola çıkıldı.
Kaynaklar
- https://canakkaletarihialan.gov.tr (Erişim: 15 Nisan 2026)
- https://turkiyeturizmansiklopedisi.com (Erişim: 15 Nisan 2026)
- https://hudutgazetesi.com (Erişim: 15 Nisan 2026)
Notlar
- Cephede yaralanan askerlerin, öncelikle çantalarına dikili halde bulunan “Harp Paketi” içindeki malzemelerle yaralarına müdahale edildiği bilinmektedir. Sıhhiye erleri tarafından gerideki “yaralı yuvalarına” taşınan askerler, daha sonra sargı yerlerine ve cephe gerisindeki hastanelere sevk edilmiştir.↩
