Osmanlıdan Günümüze Edirne Çeşmeleri
Nilüfer Gökçe - Neriman Köylüoğlu
Çeşme; borularla gelen suyun bir oluk ya da musluktan akmasını sağlayan yapıdır.
Kelime, Farsçada “göz” anlamına gelen “çeşm” sözcüğünden türemiştir. Su çıkan kaynak ve gözelere “çeşm” denilmesi, bunların akıtıldığı küçük yapılara çeşme adının verilmesine neden olmuştur.
Evlerde kullanılan çeşmelerin yanında halkın kullandığı umumi çeşmeler de vardır. Bunlar genellikle yol kenarlarında, mahallelerde, köy meydanlarında ve yayla gibi ortak yaşam alanlarında bulunurlar.
En eski çeşme örneği; Mezopotamya’da eski Lagos (bugünkü Telloh) kentinde M.Ö. 3000’den kalma, kayalara oyulmuş bir Babil kuyusudur. İlk çağda erken Yunan medeniyetinde, M.Ö. VII. yüzyılda gelişmiş çeşmeler bulunduğu bilinmektedir. Roma döneminde de varlıklı kişiler evlerinin bahçelerine, mozaiklerle süslenmiş, yuvarlak kemerli bir niş içinde suyu akan çeşmeler yaptırmışlardır. Bu çeşmelerin en güzel örnekleri Pompei’de bulunmuştur. Bizans döneminde ise daha küçük ölçekli umumi çeşmeler yapıldığı tespit edilmiştir. Hristiyan sembolleriyle süslü mermer kaplı iki Bizans çeşmesi Efes harabelerinde bulunmuştur.
İslamiyet suya büyük önem vermiştir. Hz. Muhammed’in suyla ilgili pek çok hadisi bulunmaktadır. Peygamber’in “sadakanın en faziletlisi su teminidir” dediği bilinmektedir.
Türk mimarisinin en eski çeşmelerinden biri, Mardin’de Artuklulardan Necmeddin İlgazi tarafından yaptırılmıştır. Selçuklular döneminde Konya’da da pek çok çeşme yaptırıldığı bilinmektedir.
Osmanlı Çeşmeleri
Osmanlılarda çeşme yapımı özellikle Kanuni Sultan Süleyman döneminde artmıştır. Kaynaklardan künkler aracılığıyla saraylara ve konutlara su sağlandığı gibi, mahallelerde de hayır yapısı olarak çok sayıda çeşme kullanıma açılmıştır.
Osmanlı döneminde yerleşim yerlerinde yapılan ve tamamı hayrat olan çeşmeler, kesme taştan yapılmış olmakla birlikte; mermer kullanımı, kemer ayna taşları ve diğer yüzeylerdeki zengin süslemeleriyle gösterişli bir görünüm kazanmıştır.
Kesme taştan fakat bezemesiz bir hazne binasının önüne yapılan, önceleri sivri, sonraları barok üslubunda kemerli bir nişin iç yüzeyinde; hayır sahibinin adı ve yapım tarihini bildiren bir kitabe altında, mermerden yapılmış karanfil, gül, lale, sümbül, asma ve selvi motifleriyle süslü bir ayna taşı bulunur. Ortasında tunç lüle ve musluk yer alır. Ayna taşının biraz yukarısında iki tarafta birer tas koyma yuvası bulunmaktadır. Zincirle tutturulmuş kalaylı bir tas bu yuvada dururdu.
Yapılarına göre Osmanlı çeşmelerini şu başlıklar altında toplayabiliriz:
1- Şadırvan çeşmeleri
2- Meydan ve iskelebaşı çeşmeleri
3- Cephe çeşmeleri
4- Köşe çeşmeleri
5- Minare çeşmeleri
6- Cami, mescit, hazire, hamam ve han bitişiğindeki çeşmeler
7- Namazgâhlı çeşmeler
8- Tavanlı çeşmeler
9- Menzil, kır (çoban) çeşmeleri
10- Gedik ve saha çeşmeleri
11- Dökme demir çeşmeler
12- Neo-klasik çeşmeler
Edirne Çeşmeleri
Edirne çeşmelerinin büyük bir kısmı Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Çeşmelerin bir bölümünün tavanları örtülü olup, eşkenar dörtgen piramit biçiminde kesme büyük taşlardan inşa edilmiştir.
Çeşmelerin sayıları hakkında kesin bir bilgi veremiyoruz. Çünkü Edirne tarihçilerinden Abdurrahman Hibri, Edirne’de 160’tan fazla çeşme bulunduğunu; Ahmet Badi Efendi, 1300’ün üzerinde çeşme olduğunu; Dr. Rıfat Osman Bey ise 230 çeşme bulunduğunu yazmaktadır.
Bu çeşmelerin büyük bir kısmı harap olmuş, günümüze ulaşanların ise çoğunun suları akmamaktadır.
Osmanlı çeşmelerine örnek olarak:
- Abdurrahman Bin Seyyid Ali Çeşmesi — Abdurrahman Mahallesi, Uzunkaldırım Caddesi Cami Sokağı
- Nazır Çeşme — Yancıkçı Şahin Mahallesi Talat Paşa Asfaltı
- Yahya Bey Çeşmesi — Meydan Mahallesi, Kıyık Caddesi üzeri, Tophane Bayırı
- Terazi Çeşmesi — Yeni İmaret Mahallesi, Bademlik Camii yanında
- Sinan Ağa Çeşmesi — Yeni İmaret Mahallesi, Mithatpaşa İlkokulu yanı
- Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Çeşmesi — Baba Timurtaş Mahallesi, Sultan Selim Caddesi
- Namazgâh Çeşmesi — Edirne Kapalı Cezaevi doğusundaki Namazgâh civarı
- Hacı Hüseyin Paşa Çeşmesi — Talatpaşa Mahallesi, şehir stadyumu güney duvarı
- Musalla Çeşmesi (İbrahim Çeşmesi) — Medrese Ali Bey Mahallesi, Araplar Caddesi Musalla Sokak
- Çanaklı Çeşme — Umurbey Mahallesi, Kırlangıç Bayırı
- Valide Sultan Çeşmesi — Edirne kuzeyi, açık cezaevi önü
- Tavanlı Çeşme — Muradiye, Menzil Ahır Mahallesi, Mimar Sinan Caddesi
- Hacı Adil Bey Çeşmesi — Meriç Köprüsü, Karaağaç yolu üzeri
- Hacer Hanım Çeşmesi — Muradiye Meydan Mahallesi, Arnavut Bayırı
- Askeri Hastane Çeşmesi — Bedesten önündeki Kadınlar Parkı
Bugün bunların dışında da Edirne’de Osmanlı döneminden kalma pek çok çeşme bulunmaktadır. Çeşmeler zaman zaman onarımdan geçmiştir. Nazır Çeşme, Harbiye Kışlası Çeşmesi, Sülüklü Çeşme, Asker Çeşmesi, Hacı Hüseyin Çeşmesi ve Hacılar Ezanı Çeşmesi bunlardan sadece birkaçıdır.
2023 yılında Hacı Hüseyin Çeşmesi, Edirne hızlı tren hattı köprüsü inşaatı nedeniyle bulunduğu yerden sökülerek on metre geriye taşınmıştır.
Kaleiçi’nde, Dilaverbey Mahallesi’nde bulunan “Meşalecibaşı Çeşmesi / Manyas Çeşmesi” gibi apartmanlar arasında sıkışıp kalmış çeşmeler de bulunmaktadır.
Kaynaklar
- Köylüoğlu N.; Edirne’de Osmanlıdan Günümüze Su Yapıları, İstanbul, 2001
- Kazancıgil R.; Ahmet Bâdî, Riyâz-ı Belde-i Edirne, C:I, İstanbul, 2000
- Abdurrahman Hibri; Enis-ül Müsamirin, Çev: Dr. Ratip Kazancıgil, Edirne, 1994
- Tosyavizade R.O.; “Tarihte ve Zamanımızda Edirne Suları”, Milli Gazete, 3 Teşrin-i Evvel 1927
- Tosyavizade Dr. Rıfat Osman; Edirne Rehnuması, Çev: Dr. Ratip Kazancıgil, Edirne, 1994
- Öziş Ü.; Su Mühendisliği Tarihi Açısından Anadolu’daki Eski Su Yapıları, İzmir, 1984
- Edirne’de Çeşmeler ve Su Çalışmaları, Yöre Dergisi, 2002
- Eyice S.; Trakya’da Meydan Şadırvanları, Mansel’e Armağan, İstanbul, 1974
- Ekinci O.; Tarihin Valisi Edirne’de
- https://kulturenvanteri.com
- Tuğrul H.M., Kazancıgil R.; Edirne’de Osmanlı Döneminden 2000 Yılına Kalan Mimari Eserler Albümü, İstanbul, 2000

