Edirne Nehirleri Taşkınlarının Tarihsel Açıdan İncelenmesi

Edirne
Güncelleme:

Edirne, Meriç, Tunca ve Arda nehirlerinin birleştiği bir şehir olarak tarih boyunca suyla iç içe yaşamıştır. Bu nehirler bir yandan şehre bereket, ulaşım ve hayat verirken, diğer yandan zaman zaman taşarak mahallelere, bağlara ve yollarına büyük zararlar vermiştir.

Restore

Resim 1: Meriç Nehri’nin taşması ve seddelerin sular altında kalması (Dr. Rıfat Osman’dan)
Resim 1: Meriç Nehri’nin taşması ve seddelerin sular altında kalması (Dr. Rıfat Osman’dan)

Dünyada içinden nehir geçen şehirler olduğu gibi, üç nehri birden kucaklayan şehirlerden birisi de Edirne’dir.

Bu şehirlerde yaşayanların bu doğa cömertliğinden nasıl yararlandıkları bilinmeyen bir sır değildir. Edirne’de de nehirler uzun yıllar boyunca ulaşım ve ticarette kullanılan önemli su yolları olmuştur.

Nitekim Meriç Nehri’nin Edirne’den Enez’e kadar nakliyat yapılan bir su yolu olduğu bilinmektedir. Rıhtımlara ve köprübaşlarına verilmiş olan isimler (Odun İskelesi, Limon İskelesi gibi…) de bunu doğrulamaktadır.

Fatih Sultan Mehmet sarayını Tunca Nehri kıyısına yaptırmıştır. Yine Sultan II. Bayezid de Tunca Nehri kenarına kendi adıyla anılan bir külliye yaptırmıştır.

Zamanla nehir yataklarının temizlenmemesi, ortalarına yapılan sal değirmenleri ile set ve bentlerin yatakları doldurması sonucunda nehirler taşmaya ve çevrelerine zarar vermeye başlamıştır.1

Kış sonunda karların erimesiyle birlikte nehirlerdeki suların çoğalması sonucu taşkınlar oluşmuş; etrafında bulunan mahallelere, bağ ve bahçelere büyük zararlar vermiştir.

Eski tarihî kayıtlarda bu taşkınlardan fazla söz edilmez. En önemli taşkınlar şunlardır:

12 Ekim 1509’da İstanbul’da meydana gelen şiddetli depremde sarayın bazı bölümleri yıkılınca II. Bayezid Edirne’ye gelmiştir. Gelişini izleyen günlerde (H. 9 Recep 915 / M. 23 Ekim 1509) Edirne’de de şiddetli yağmurlar yağmış, Tunca taşmış ve şehir ile çevresinde büyük hasarlar meydana gelmiştir.

Nehrin taşması birdenbire olduğundan sarayın etrafındaki bahçeleri ve saray ovasını su basmış; Bayezid sabah vakti çirnik (altı düz kayık) ile Tekke Kapı’ya geçirilmiştir.

Sultan II. Selim döneminde de Edirne’de nehirlerin taşması sonucunda dört yüzden fazla ev yıkılmıştır (1,2).

1550 senesi ilkbaharında Tunca Nehri taşarak sular Beylerbeyi Camii’nin mihrabına kadar çıkmış ve Bayezid Camii’nin içi sularla dolarak on gün kapalı kalmıştır. Darüşşifa’ya da suların girdiğini kaynaklar yazmaktadır.

1657’de Tunca Nehri’nin taşması sonucunda saray alanı adeta denize dönüşmüştür. Taşkınlara karşı sarayda ne gibi önlemler alındığını bilmiyoruz; ancak “en hatırı sayılı taşkınlarda bile suların saraya (Cihannüma Kasrı) ulaşmadığını” Dr. Rıfat Osman Bey’in Prof. Dr. A. Süheyl Ünver’e yazdığı mektuplardan öğrenmekteyiz (3).


Büyük Su

1845’te bu üç nehir görülmedik bir şekilde taşarak birçok ev, iş yeri ve dükkân sular altında kalmıştır. Tabakhane ve Kirişhane semtleri yıkılmış, sular Tavukkapı’ya kadar yükselmiştir. Halk arasında bu taşkın “Büyük Su” adıyla anılmıştır (1,2).

1863’te Meriç Nehri’nin taşması üzerine dut ve sebze bahçeleri sular altında kalmıştır. Taşkın, şehirde olduğu kadar civar köylerde de büyük zararlara yol açmıştır. Üç Şerefeli Caddesi’ni sular basmış, Kirişhane ve Uzunkaldırım sular altında kalmıştır. Sarayiçi’nde su yüksekliği dört metreye çıkmış, şehir içinde ulaşım sallar ve kayıklarla yapılmıştır. Daha sonra sular donarak Edirne adeta bir buz denizine dönüşmüştür.

1890 yılında şiddetli yağmurlardan sonra üç nehrin taşmasıyla meydana gelen taşkında Kirişhane, Yıldırım, Orta İmaret, Saraçhanebaşı, Tabakhane ve Süpürgeciler sular altında kalmıştır. Dört gün süren taşkında belediye, kayıklarla muhtaç olanlara ekmek ve kömür dağıtmıştır.

1897’de yine “Büyük Su” adı verilen taşkında şehrin her yanını sular basarak hayatı felce uğratmıştır. Sular Yalnızgöz ve Gazi Mihal Köprülerini aşarak mahalleler arasındaki bağlantıyı kesmiş, Karaağaç yolu üzerinde de sular bir metre yükselmiştir. İstasyona kayık ve sallarla gidilip gelinmiştir. Karaağaç’ta bazı evler boşaltılmıştır.

Bu taşkınlardan sonra Nafıa Dairesi (Bayındırlık Müdürlüğü) tarafından Edirne–Karaağaç şosesinin bir arşın kadar yükseltilmesine ve yol kenarlarına söğüt ağaçları dikilerek taşkınların önlenmesine çalışılmıştır.

1910’da meydana gelen taşkında Tunca suları süratle akarak Mihal Gazi Köprüsü’ndeki Mustafa Paşa seddinin kenarındaki büyük siper taşlarını söküp 20–30 metreye kadar sürüklemiştir (1,2-5).


Alınan Önlemler

Bütün bunlardan sonra koruyucu önlemler alınmaya başlanmıştır. Vilayet makamı hükümete başvurmuş, padişahın emriyle fen adamlarından oluşan bir komisyon kurulmuştur. Bu komisyon keşif yaparak bir rapor hazırlamıştır.

Buna göre Meriç Köprüsü’nün başlangıcına setler yapılmasına 1890’da vilayette kurulan emanet komisyonunca başlanmıştır. Meriç Köprüsü başından itibaren 1800 metre uzunluğunda ve 20 metre genişliğinde bir kanal açılmış, ayrıca Meriç Nehri’nin sağ sahili üzerine Karaağaç’tan başlayıp köprüye kadar uzanan bir set yapılmıştır. Sal değirmenleri yıkılmıştır.

Kanalın açılması ve setlerin yapılmasından sonra nehrin taşması hâlinde şehre suların girmeyeceği düşünülmüşse de yapılan çalışmalar taşkınları önlemede yeterli olmamıştır (1,2).

Taşkınların Edirne’ye verdiği en büyük zarar; Karaağaç yolunun kapanmasına, bataklıkların oluşmasına ve sıtmanın artmasına neden olmasıdır. Ayrıca şehrin sağlığını ve çevredeki arazileri de olumsuz yönde etkilemiştir.

Restore

Resim 2: Tunca Nehri ve seddeler… (Dr. Rıfat Osman’dan)
Resim 2: Tunca Nehri ve seddeler… (Dr. Rıfat Osman’dan)

Cumhuriyet döneminde de nehirlerin taşması devam etmiştir. 1931’de meydana gelen taşkınlarda Edirne–İstanbul tren yolu kapanmıştır (3).

1947’de sular birdenbire yükselmiş; taşan nehirler sahillerindeki semtleri tamamen kaplamış, Meriç Vadisi Edirne’den Enez’e kadar büyük bir deniz hâline gelmiştir. Karaağaç–Edirne arasında ulaşım sağlanamadığından trenle Edirne’ye gelenler geceyi Karaağaç’ta geçirmek zorunda kalmıştır.

Ekmekçioğlu Ahmet Paşa’nın yaptırmış olduğu tarihî Tunca Köprüsü, Tunca’nın taşkın sularının şiddetli akışına dayanamayıp köprünün orta kemerlerini taşıyan ayaklarının yıkılması sonucu orta yerinden çökmüştür. Karaağaç ile şehir arasındaki ulaşım uzun süre kayıklarla sağlanmış, daha sonra nehir üzerine geçici bir ahşap köprü yapılmıştır (5,6).

1955’te yaşanan sel felaketinde beş metre yükselen sular şehrin kenar mahallelerini kaplamış; barınacak yer bulamayan bazı insanlar korkudan ağaçlara çıkmış ve buradan kayıklarla kurtarılmıştır.

2 Haziran 1955’te Meriç Nehri’nin yapacağı tahribatı önlemek amacıyla Türk ve Yunan topraklarında gerekli önlemlerin alınması için anlaşmaya varılmıştır. Türk ve Yunan Bayındırlık Bakanlarının hazır bulunduğu bir törenle seddelerin yapımına başlanmıştır.

6 Haziran 1962’de 5700 metre uzunluğundaki Kazanova Seddesi’nin yapımına başlanmıştır (5).

2005 yılında meydana gelen su taşkınında Tunca Nehri üzerindeki Ekmekçizade Ahmet Paşa Köprüsü de zarar görmüştür (7).

Restore

Resim 3: 2005’te Tunca Nehri’nin taşması sonucu Yeni İmaret Köprüsü’nün sular altında kalması ve Sultan II. Bayezid Camii (7)
Resim 3: 2005’te Tunca Nehri’nin taşması sonucu Yeni İmaret Köprüsü’nün sular altında kalması ve Sultan II. Bayezid Camii (7)

DSİ Genel Müdürlüğü tarafından Meriç Nehri’nde taşkınları önlemek amacıyla 2015 yılında yapımına başlanan Karaağaç Tahliye Kanalı Projesi (Kanal Edirne) 2019 yılında tamamlanarak kullanılmaya başlanmıştır (8).

2026 yılında Bulgaristan’da yağan yağmurlar ve eriyen karlar sonucu baraj kapaklarının açılmasıyla Edirne’de nehirlerdeki sular yükselmiş ve taşkınlar meydana gelmiştir.

Kaynaklar

  1. Kazancıgil R.; Edirne Nehirlerinin Taşması ve Taşkınları Önleyici Çalışmalar, Yöre,Sayı:60, Mart 2005,s:26-30
  2. Kazancıgil R.;Ahmet Badi Efendi, Riyâz-ı Belde-i Edirne, C:1,İstanbul,2000
  3. Kazancıgil R,Gökçe N.; Tosyavizade Dr.Rıfat OsmanBey’den Ord.Prof.Dr.A.Süheyl Ünver’e Edirne Mektupları, C:1,2bsk.,Edirne,2016
  4. Tosyavizade Dr.Rıfat Osman Bey;Edirne Rehnüması, Edirne,1920
  5. Kazancıgil R.; Edirne Şehir Tarihi Kronolojisi, Edirne,1995
  6. Edirne Postası 29.1.1947
  7. Tunca A.;Edirne’de Su Taşkınları 2005, Yöre,Sayı:60, Mart 2005,s:23-25
  8. Haberler.com

Notlar


  1. Kazancıgil R.; Edirne Nehirlerinin Taşması ve Taşkınları Önleyici Çalışmalar, Yöre,Sayı:60, Mart 2005,s:26-2-Kazancıgil R.; Edirne Şehir Tarihi Kronolojisi, Edirne,1995,s:105