Dr. Ratip Kazancıgil’in Gözünden Hipokrat Yemini

Dr. Ratip Kazancıgil
Güncelleme:

14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığımız bu haftada, hayatını halk sağlığına ve Edirne’ye adamış, bu uğurda büyük hizmetler vermiş; kültürü ve konuşmalarıyla bizlere yol gösterici olan Yrd. Doç. Dr. Ratip Kazancıgil’i (1920 Malatya – 2017 Edirne), çok önem verdiği bu anlamlı günde saygıyla anıyorum.

Edirne İl Sağlık Müdürlüğü’nden emekli olduktan sonra Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Deontoloji Anabilim Dalı’na öğretim üyesi olarak geçen Yrd. Doç. Dr. Ratip Kazancıgil’le 2009 yılında fakültedeki odasında yaptığım bir görüşmede şöyle demişti:

“Hekimlik kutsal bir meslektir. Hekimliğin kutsallığını, günümüzden 2500 yıl önce yaşamış olan büyük hekim ve büyük insan Hipokrat, ünlü yemininde çok güzel ifade ediyor. Hele o yeminin son paragrafı, her zaman tutulması gereken bir tıbbi etik tarifidir adeta.”

Bu sözleri üzerine Hipokrat Yemini ile ilgili aramızda geçen diyaloğu burada sizlere sunuyorum.

Restore

Resim : Atatürk Heykeli Önünde yapılan 14 Mart 1980 Tıp Bayramı töreninden, soldan ikinci Dr. Ratip Kazancıgil (Edirne İl Sağlık Müdürü) ve Edirne’de görevli hekimler
Resim : Atatürk Heykeli Önünde yapılan 14 Mart 1980 Tıp Bayramı töreninden, soldan ikinci Dr. Ratip Kazancıgil (Edirne İl Sağlık Müdürü) ve Edirne’de görevli hekimler

Yemin nedir?

— Yemin bir tür sözleşmedir. İnsanın kendi kendisiyle yaptığı bir sözleşme olduğu gibi, karşıdakilerle yapılan bir anlaşmadır.

Yemin, insanları bir konuda bağlamak için kullanılan bir araçtır. Her şeye yemin edilir. İlkçağ toplumlarından itibaren, dinî metinlere de yansıyan bir olgudur.

Neye yemin edilir?

Kutsal görülen, değerli şeyler üzerine yemin edilir. Anne, baba, çocuk üzerine yemin edilir. Tanrı adına yemin edilir. Daha başka değerler üzerine de yemin edilir.

Yeminin karşılığı, tutulmadığında duyulan vicdan azabıdır. Bizim insanlarımız onun da kolayını bulmuşlar: başında ekmek kesmek, fukaraya sadaka vermek, daha ilerisi tek ayak üstünde yemin etmek gibi.

— Hipokrat ne diyor?

— Hipokrat, M.Ö. 5. yüzyılda yaşamıştır. Hekimliği gözlem ve deneye dayandırarak laik hekimliğin temelini atmıştır. Temel olarak bilimi, gözlemi ve deneyi ön plana çıkarmıştır. Hekimin uyması gereken kuralları da dönemin değer yargıları içinde değerlendirmiştir.

Hipokrat, yeminine dönemin inançlarına ve kutsal değerlerine ant içerek başlar. “Şunları yapacağım, şunları yapmayacağım” dedikten sonra, bence asıl işin can damarına dokunur. Şöyle der:

“Eğer sözümde durup bu dediklerimi yaparsam, mesleğimin uygulamasından duyacağım zevk ve bu yüzden toplumun bana göstereceği saygı bana helal olsun.”

Bu ifadeyi bir de tersinden söyleyerek güçlendirir:

“Eğer sözümde durmayıp bu dediklerimi yapmazsam, yine mesleğimi uygulamaktan duyacağım zevk ve bu yüzden toplumun bana göstereceği saygı bana haram olsun.”

Dönemin inancına göre helal, en büyük manevi armağandır; haram ise en büyük manevi cezadır. Hipokrat’ın, bir hekim için en değerli şeyin mesleğini uygulamaktan zevk duymak ve toplumun saygısını kazanmak olduğunu vurguladığını görüyoruz.

Hipokrat, bunları uygularsam mesleğimi uygulamaktan duyacağım zevk ve toplumun bana göstereceği saygı bana helal olsun der. Dikkat edilirse burada paradan söz etmez; bir hekim için en büyük kazancın toplumun saygısı olduğunu vurgular.

Hipokrat’ın yolunu anlamak için bu sözleri esas aldığımızda, hekimlik mesleğinin etik boyutu üzerine düşünmek mümkündür. Tıbbi etiğin günlük hayattaki karşılığını ise en iyi, insanların yaşadıkları deneyimler ve gözlemler gösterir.

Tüm hekimlerimizin 14 Mart Tıp Bayramı kutlu olsun.
— Nilüfer Gökçe

Kaynaklar

  1. Tuğrul HM, Gökçe N.; “Edirne’ye ve Halk Sağlığına Adanmış Bir Ömür” Dr. Ratip Kazancıgil, İstanbul, 2010